25 Mayıs 2011 Çarşamba

Je vais a Paris :) :(

Aylar öncesinden internette araştırmalara başlamıştım. Kendimize gezi planı oluşturucaktık, bir sürü şey yapmayı planlıyordum ama daha bavul bile yapamadım. Hayatımda ilk defa gideceğim bir yere elimi kolumu sallaya sallaya gidiceğim. Hiç bir araştırma yapmadan. Belkide biraz böyle olmak gerekiyor, hayatın getirdiklerine bırakmak, planlar üzerinden değilde, o gün ne yapmak istiyorsan onu yapabilmek.

Sanırım bizim paris gezimizde böyle olucak. Eğer ben bu akşam oturup internet başında bir şeyler karıştırmazsam.

Ne götürsem diye halen karar verememişken , gittikçe kendimi şiş hissediyorum. Benim hafiflemem gerekmiyormuydu?

İki günden beri havalar süper maşşalllah. 1 hafta yağmur yağdıktan sonra insan seviniyor güneşi gördüğüne. Bende hazır havalar yağmurlu biraz çamurun tadına varmak istedim.











Ne kadar büyük ayakkalarım var yaaa. Halende büyümeye devam ediyorlar.

18 Mayıs 2011 Çarşamba

Mezoterapi ve Lipoliz

http://duygudiyetkardesligi.blogspot.com/2011/05/mezoterapi-ve-lipoliz.html

Yaz yaklaşırken bu uygulamaları yaptırmak isteyenlere bilgi olsun.

17 Mayıs 2011 Salı

Evvel zaman içinde ......


Yaz geliyor, kilolar fora niyetiyle olmayan bir blog daha açtım kendime.

http://duygudiyetkardesligi.blogspot.com

Beklerim serüvenime. Beni yalnız bırakmaz ve bilgilerinizi paylaşırsanız çok çok mutlu olurum.

Sevgilerimle

11 Mayıs 2011 Çarşamba

Ne olur gelsinnnn..........

Bu yurtdışı yasağına rağmen Asos'tan birkaç ciciskolar almıştım. Diğerleri sağsağlim gelmesine rağmen dörtgözle beklediğim o güzelim ayakkabıcıklarım henüz gelmedi.Bu karışıklık nasıl çözülecek bilemiyorum. Ancak sunu dile getirmek istiyorum, annemler aldığı için hangi kargo firmasıydı bilmiyorlar, gerin zekalılar koliyle değilde resmen bir poşetin içine koyup getirmişler. Hadi kolinin açılmasını anlayabilirim ancak gelen siparişlerin en azından ağızı açık bir kolide gelmesini tercih ederdim. Bu saçma sapan iştir. Ben nasıl güveniceğim, diğer ürünüm alınmadığına ?

Bide utanmadan annemlerden gümrük vergisi vermeniz gerekiyor diye para istemişler. Bizimkiler şimdiye kadar böyle bir şey olmadı deyince adamda ''heee tamam ozaman bir gümrük vergisini karşıdan alırız '' demiş. Ben bu insanlara pes pes, öküz, dana, böyle başkalarından aldıkları paraların boğazlarından geçmesin diyorum, başkada bir şey demiyorum. İnsanın gözünün içene baka baka, kandırıyorlar, aptal yerine koyuyorlar. 





7 Mayıs 2011 Cumartesi

Dünya miras alanlarından biri'' TİPASA''-Unesco World Heritage Center

Merhabalar,

Dün tatil olması sebebiyle bizde Tipasa 'ya gittik. Biraz size bu yer hakkında bilgi vermek istiyorum.

5 Mayıs 2011 Perşembe

Yardımlarınızı bekliyorum....

Ben blog dünyasında yeni olduğumda öyle çok izleyenim yok :( ama çok izlediğim var :) Bu yazımın başlığın sebebi beni izleyen izlemeyen bu yazıyı okuyup ta bilgisi olan herkesten rica ediyorum tecrübelerini paylaşmasınız ?

Evet bu ay sonu PARİS'e gideceğiz. Bunu söylerken bile heyecanlanıyorum çünkü sanki daha önce gitmişim gibi '' ayy şimdi pariste olsaydım şunu yapardım '' diye özlemler çekiyordum uzun zamandır. Neler yapılır, nerelere gidilir, hangi restaurantlara gitmek lazım, nereleri gezmek lazım, ucuz alışveriş yerleri nereler, vintage mağazaları, sokakları, pastaneleri, ne biliyorsanız benimle paylaşırmısınız?


4 Mayıs 2011 Çarşamba

Yves Roches ganimetleri

 Daha önce ilk defa galeria da görmüştüm bu markayı ama hiç ilgimi çekmemişti. Ama burada tek düzgün marka olduğundan alışveriş biraz mecbur kaldım. İlk başlarda beğenmesemde şimdi gerçekten ürünlerinde memnunum. Daha önce yüz temizleme jeli olarak vichy kullanıyordum ondan öncede clinique serisini kullanıyordum. Clinique hakkında yorumları okuduğumda çok şaşırıyorum. Ben hiç diğer kullananalar gibi memnun kalmadım. Vichy'i ona göre daha beğenmiştim. Krem olarak dior kullanıyordum onu kullanmaya kıyamadıgım ıcın bıraktım ve herşeyi Yves den kullanmaya başladım. Bakalım daha yeni oldu başlayalı. Sonuçlar nasıl olucak.

Yves roches'ın bir çok ürününü kullanıyorum aslında. Özellikle yeni aldığım pudra föndetenine bayıldım. Ayrıca sıvı föndetinine hem ben çok beğenerek kullanıyorum hemde kardeşim kullandı oda çok beğendi . Hem çok iyi kaptırken hafifsi dokusuyla yüzünüz nefes alıyor. Ama son aldığım pudra 100 % doğal olması, çok az miktarda kullanılıp ve güzel kapatması ve yüzünüzde hiç bir şey yokmuşçasına nefes aldırması en sevdiğim özelliği oldu.

Rujlar ve özellikle parfümlerini tavsiye ederim. Eğer çiçek kokularını seviyorsanız deneyin derim, kremleri, sabunları bir çok ürünü kullanıyorum ve gerçekten tavsiye ediyorum. Buradaki fiyatları gerçekten makul, ancak türkiyedeki fiyatlar konusunda herhangi bir bilgim yok.






Burada öyle istediğin rengi ve markayı bulamazsın. Zaten çokta renk yoktur diğer kozmetik satan yerlerde. Bizim yokuş market diye söylediğimiz markette satıldığını gördüğüm an hemen kaptım bunları. Renkleri gerçekten moda renkleri. Bunları bulabildiğim için şanslı günümdeydim.

Tek iyi yanı ucuz olması...

Önceki gün bloglarda dolaşırken bir arkadaşın sayfasında yurtdışından aldığı siparişlerin postunu okudum. Hatta kendisine yorum bıraktım. Ama ben  arkadaşın blogunun ismini  unuttum hatta benim yorumuma cevap vermişmi diye bakamıyorum bile. Evet kendisi Bonacure Schwarzkopf ürünlerinden almış. Ben de uzun zamandır bu konuyla ilgili post yazmak istedim ancak tembelliğimden dolayı bugüne kısmet oldu.Bizim burada böyle şeyler çok çok çok ucuz. İnanılmaz ucuz. Bana bu kadar ucuz gelmesinin sebebide ben Türkiyedeyken de yurtdışından kozmetik ürünü almazdım. Bana kol center olurdu.

En son gelişimde kuaför'de bonacure serisinin satılıdını görünce dayanamadım fiyatlarına baktım. Allahım yuhh dedim yaa. Bu kadar olmaz dedirtecek cinsten. Bu kadar kol center olmaz. Yazık bize.
Neyse evet benim burada 550 dinara 750 dinara aldığım ürünler memleketimde 100 tl, şampuan yaklaşık 30 tl, bakım kremleri 60-100 tl arasında.


Bonacure şampuan :550 dinar,( 4 euro) Bonacure style hairtherapy: 750 dinar(5 euro), Bonacure repair rescue:750 dinar, Bonacure smooth shine masque: 780 dinar(5,3 euro).

Ayrıca sadece bonacure değil, diğer saç bakım ürünleride var. L'oreal in profosyonel şampuanları, fransız şampuanları, kozmetik ürünler,bourjoi, evet bu ürünler ucuzlar,türkiyeye göre kat kat ucuzlar, hatta şunu biliyorum ki buradan salyangoz kremlerini alıp türkiyede satan, eşine dostuna götüren.

Eğer bu ürünlerden isteyen olursa gelirken getirebilirim :))))))))))))


Tıkır mıkır....

Bilmiyorum nedendir bugünlerde bir ayakkabı alasım var anlatamam. Ama en topuklusundan. Bloglardaki kişileri öyle topuklularla görünce nasıl imreniyorum anlatamam. Bende giymek istiyorum, şöyle salına salına yürümek istiyorum. Ama bunlar şantiyede çalışınca olmuyor. :(

Biraz sitelere bakayım dedim ne var ne yok diye. Biliyorum artık internetten alışveriş yapmak için kota var bakalım benim yeni cicişler takılacakmı bu kotalara. Gelsin herşeye sınır gelsin, ama tecavüze, hırsızlığa, rüşvete değil özgürlüğü kısıtlamaya gelsin. Neyse böyle yazmaya devam edersem 22 Agustostaki sınırlama ile artık bende silinebilirim :)

Neyse asıl konum ben bir ayakkabıya aşık oldum. Bayıldım .Sizce nasıl güzel değilmi ???





İşte ooo ayakkabı. Birilerine duyurulur ben bunu çok çok ama çok çok beğendim.:)))

Bütün ayakkabılar asos.com'dan.

Sevgilerle


3 Mayıs 2011 Salı

Tizi ouzou- La ville des mimozas

Merhabalar,
Cezayirde yaşadığıma göre bura gördüğüm ve bildiğim şehrileri öğrenebildiğim kadarıyla anlatmaya çalışıcağım. İlk durağımız Tizi ouzou( mimozaların şehri).

Tizi ouzo Alger 100 km doğu, Bejaia 125 km batı Delly'e 40 km kuzey batı, Boumerdes'e 60 kuzeybatı Tıgzirt'e 45km kuzey, Azeffoun'a 60 km doğu mevkisinde bulunmaktadır.

Tizi ouzou şehrinin ismi aslen kabilce de ''Tizi Uzezzu'' mimozaların şehri anlamına gelmekteymiş. Zamanla günlük dilde ''Tizi ouzou ''şeklinde değişmiştir. Gerçekten böyle denmesini sebebini anlıyorum mart ve nisan aylarında her yer sarı. Mimoza ağaçları heryerde. İlk baharın gelişini müjdelercesine bütün ihtişamıyla yol boyunca eşlik ederler.



Bu bölge özellikle  kabillerin kalbi olarak bilinmektedir. Zaten Cezayir'de etnik köken olarak Araplar , Kabiller ve çölde bulunan Toureg bulunmaktadır. Touregler hakkında herhangi bilgiye sahip olmasamda Araplar ile Kabiller birbirlerini hiç sevmezdiklerini ve hoşlanmadıklarını biliyorum. Kabiller kendilerini arapdan ayrı olarak görürler ve burada özerk bölge istemektedirler. Bejaia da tizi'den sonra gelen kabil bölgesidir ki bu bölgeye küçük kabil anlamına gelen '' petit kabil'' denilmektedir. Şu an yaşadığımız bölge olan Naciria bölgesi de aslen kabillerdir. Ancak burada kabil adetlerinde daha çok arapların örf ve adetlerini benimsemelerinden dolayı bu bölgeye on beş buçuk (15,5 ) denilmektedir. 15,5 sebebi de tizinin plaka numarasının 15 , alger merkezin plaka numarasının 16 olmasıdır. Naciria hem kabil olup hemde arapları benimsedikleri için kendilerine kabil arasında böyle bir takma isim kullanılmaktadır.



Tizi 'nin tarihine baktığımızda aslında diğer kabil bölgelerinden ve cezayirden farklı değildir. Bütün bölgeler gibi Osmanlı, Roma ve Fransızların kolonileşme faaliyetlerine maruz kalmıştır. Ancak bu zamanlar her daim gözde bir bölge olmuştur. Hatta Romalılar tarafından temelleri atılan ve Osmanlı döneminde tamamlanan kale ile birlikte kabil vadisi önemli askeri nokta haline gelmiştir. Osmanlı dönemindeki siyasetten dolayı biz Türklere gayet sıcak ve sevecen davranmaktadırlar.


Fransızların ülkeye gelmesiyle birlikte ülkede siyasi karışıklıklar ve silahlamalar başlamıştır. bu olumsuzlukların yanında kabil bölgesinde sehir hayatına geçişmiştir.  Kız-erkek okulları inşa edilmiş, hotel, hastene, kamu binaları, postane, klise ve cami yapılmıştır. Hatta 1888 yılında Alger-Tizi demir yolu inşaasına başlanılmıştır.
Yaşanan ülke içi karışıklardan dolayı kabil bölgesi göç almaya başlamıştır. 1960 yıllarında bu bölgede nufüs 15 000 iken 1998 yılında 178 542 yükselmiştir. Ve halen Tizi diğer bölgelere göre kalabalık olan bir merkezdir.
Bugün bile Cezayir için Tizi önemli şehirlerinden biridir ki ben buna kesinlikle katılıyorum. Komşu merkezlerine göre daha modern ve daha gelişmiştir.
Tizi ya da kabil bölgesinde kendilerine ayrı bir kimlik istemelerinden dolayı birçok politik ve siyasal olaylar yaşanmıştır. Ben şuna inanıyorum ki bu bölgelere  kabil olmaların sebebiyle sistemin uygulamaya çalıştığı araplaştırma politikalarına karşı durulmasından dolayı birçok alanda devletin hizmetlerinden yararlanamamaktadır. 
Tizi ouzou da çok kanlı eylemlere ev sahipliği yapmıştır. Akılda kalanlar 1980  Bahar eylemleri,  Lounes Matoub şarkıcının arabasında öldürülmesi, 1994 de siyasi kurucularının öldürülmesi, kara ilkbahar eylemlerinde 125 sivilin öldüğü ve birçok kişinin de kayıplara karıştığı ve ağır yaralanmalar sonucunda sakat kalanların olduğu olaylar halen insanların unutamadıkları ve aslında hatırlamak istemedikleri kara hatıralarıdır.
Elde edebildiğim yüzeyselde olsa bilgiler mevcut eski zaman ait.

Ülkede arapça ve fransızca ana dil olmasına karşın burada ayrıca kabilce konusulmaktadır. Çoğu yerde kabilce yazılar görülebilmekte.
İklim olarak akdeniz iklimi mevcuttu. Dağların arasında vadi çukurunda  kaldığından  ve yakınında bulunan barag yüzünden yazın sıcak ve nemlidir. Kış aylarında yüksek rakımlarında kar görülmektedir. Yağmur her mevsim yağabilmekte hatta başlayınca  15  gün sürebilmektedir. :) Burada her türlü yağmuru gördüm bazen alttan bile yağıyor :) şaka bir yana ben hayatım boyunca böyle yağmur görmedim. Artık toprak bile ememiyor yağan yağmuru.....
 
 
* Le centre-ville , * La haute- ville, * La nouvelle-ville, * Şehir merkezinin dışında kalanlar, * Güney-batı, güney -doğu, alt bölümleri olmak üzere 5 bölgeden oluşmaktadır.
 
 
Ulaşım bakımından  hem büyük şehirlere (Alger, Bouira, Oran, Bejaia) hemde köylere kara yolu taşımacılığı yapılmaktadır.  Demir yolu taşımacılığı mevcuttur.Herne kadar havayolu taşımacılığı olmasa da  Alger'e ve Bejaia 'ya konum itibariyle yakındır.
 
 
Cezayirin birçok yerel işletmelerinin yerleri bulunmaktadır. Gini Glaces, Eniem, Frigor, Olympic Chocloterie, Lala Khadidja de cevital.
 
 
Kabillerde bizim gibi futbol meraklısı insanlar. JSK '' La Jeunesse Sportive De Kabylie'' yada '' Je Suis Kabylie '' futbol takımı bulunuyor. Renkleri sarı ve yeşil olan bu takım Afrika bölgesinde bir çok başarıya sahiptir.
 
 
Eğitimde Üniversite Mouloud Mammeri de Tizi Ouzou büyük bir üniversitedir ve bünyesinde yaklaşık 43,000 öğrenci bulunmaktadır. Lise, ilkögretim ve kreşler oldukça fazla. Burada üniversiteye gitmek bizdeki gibi çok zor değil. Her sene sınav oluyorsun sonra hepsinin toplamıyla girilebiliyor üniversiteye. Üniversite de okutulan eğitimden gençlerin memnun olduğu söyleyemeceğim. Sistemlerini değişmeleri için çoğu zaman grev yapabiliyorlar.

Sağlık bakımından bir çok klinik ve büyük bir devlet hastanesi bulunmaktadır. Sağlık açısından ne kadar özel klinikler mevcut olsa da gerçekten çok geriler ve nasıl denilir daha çok yolları var. Herşeye antiyobitik verebiliyor ki günlük 8.000-9.000 miligram kadar verebiliyorlar. Gerçekten ciddi rakamlar.
Kendilerine has müzikleri, dansları ve takıları var. Ben müziklerini ilk dinlediğim de hiç beğenmediğimi söyleyebilirim ancak artık kulağım alıştığından sanırım bazen araba kendim açıp dinliyorum. Fıkır fıkır , bazen baş ağrıtan enterasan bir müzik türleri var. Burada düğünler kadın erkek ayrı olur. Yani haremlik selamlık usulü.  Araplardan daha farklı oynuyorlar biraz havaii tarzı. Hatta erkekleri bile kalça kıvırıyor desem yeridir.




Kadınlarının kendilerine yani kabylie ait yerel giyisileri var. Genellikle bellii yaşın altındaki kadınlar halen günlük giyisileri olarak kullanıyorlar. Yazın o sıcaklarda gerçek anlamda kurtarıcı olabiliyor. Burada diğer bölgelere göre kadınlar daha rahat bir hayat standartları var. En azından dışarıya çıkabiliyorlar. Dışarı bir işte çalışabiliryorlar. Kabillerde araplar gibi süse meraklılar. Takılara özellikle. Altın ve gümüş revaşta bizde olduğu gibi. Kendilerine ait mercandan ve gümüşten yapılmış takıları ünlüdür. Fiyatları gerçekten pahalı olan ziynet eşyalarıdır ki  düğünlerde bunlar takılır hediye olarak. Bizdeki gibi  çeyrek altın filan yok, hele düğün , derneklerde altın takmak zaten yok.

Sehirde bulunan La maison de l'artisanat el sanatlarının ve yöresel eşyların sergilenmekte ve satılmakta ve ayrıca La maison de culture Mouloud Mammeri de tiyatro, cinema, foklor gösterileri ,fuar gibi etkinlikler düzenlenmektedir.

Sosyal hayat sıfır denecek az olduğundan belli başlı bir kaç restaurante bulunuyor. Ayrıca bir olimpic havuzu ve birde parc d'attractions mevcut. Burası içinde hem kapalı hemde acık havuzun bulunduğu, bir ara sahte buz pateni sahası vardı, ayrıca küçük çocuklar için içinde eğlenceli oyuncakların bulunduğu insanları tek gidebildikleri yer. Hatta gazetelerinde bu yerle ilgili kabil gençlerinin artık daha güzel zaman geçireceklerini yazıyor.




Ayrıca yapılan güzellik yarışmalarımızda var. İşte 2011 yılının Miss Kabylie güzelleri.


Simdilik bilgilerim bunlardır. Daha sonra başka resimler çekebilirsem eklemek çok istiyorum. Özellikle sokaklardaki yığın yığın çöplerin resimleri çekmeyi.




1 Mayıs 2011 Pazar

İşçi bayramı biz yatışşşşşşş

Bugün 1 Mayıs, her nekadar Türkiye'de tatil olmasa da burada tatil. ohhhhh yan gel yat osman. Ben tatile perşembe gününden başladım. Hem de kendi evimde. Şantiye de değilim. Tam 3 gece 4 gündür evimin keyfini yapıyorum. Sakın sanmayın işler düzeldi ve artık evimize rahatça gelebiliyoruz diye. Ekstra bir durum oldu ve izin aldık kalmak için. Perşembe günüydü ben bungalow'a gitmiştim. O sırada şirkette temizlik yapan bayanlar gelmişti evi temizlemek için kapıyı açık gören kedi (birlikte kaldığımız arkadaşların kedisi)getirdi koca kafası yenmiş sıçanı evin ortasına yiyor.Anam bir kıyamet koptu bizim temizlikçi bayanlar bir bağırış çağırış tabii bende görünce ığğğğğğğğğğğğ iğrenç. Kocaman bir şıcan. Bağırsaklarımı dır nedir dışarıya sarkanlar anlamadım ama gerçekten tam kusmalık bir görüntü.  Neyse her şerde vardır bir hayır o salak kedi sayesinde 4 gündür evdeyiz. :))))))))))))))))

Bugün cuma olmasada sinema günüydü. Ben bu filmi seyrederken çok eğlendim. İzlemek isteyenler için tavsiye edebilirim. Jennifer'a hastayım, onun şaçlarına bayılıyorum, romantik komedi için yaratılmış, ayrıca o yaşına göre taş diyiyorum başka bir şey diyemiyorum. İşte filmden kareler. Umarım sizde beğenirsiniz .







Sevgilerle



Ben gitmişmiydim ???

Tatilden döneli 3 haftadan fazla oldu sanırım .Tatilde hiç yazamadım. Tatilden sonra da yazamadım. Her dönüşten sonra bana bir kalll gelir, hiç bir şey yapmak istemem, kimseyi aramak istemem, öyle vakit geçiririm. Yine aynı duygularla donanmıştım. Bugüne kadar hiç bir şey yapmadım. Okadar yazacak şeyler var ki. Ama nerden başlayacağımı bile bilmiyorum. Okadar işim birikti ki Fransızca bile çalışmıyorum :(. Bir an önce kendimi toparlayıp postlarımı yazmak istiyorum.
Sevgilerle