3 Mayıs 2011 Salı

Tizi ouzou- La ville des mimozas

Merhabalar,
Cezayirde yaşadığıma göre bura gördüğüm ve bildiğim şehrileri öğrenebildiğim kadarıyla anlatmaya çalışıcağım. İlk durağımız Tizi ouzou( mimozaların şehri).

Tizi ouzo Alger 100 km doğu, Bejaia 125 km batı Delly'e 40 km kuzey batı, Boumerdes'e 60 kuzeybatı Tıgzirt'e 45km kuzey, Azeffoun'a 60 km doğu mevkisinde bulunmaktadır.

Tizi ouzou şehrinin ismi aslen kabilce de ''Tizi Uzezzu'' mimozaların şehri anlamına gelmekteymiş. Zamanla günlük dilde ''Tizi ouzou ''şeklinde değişmiştir. Gerçekten böyle denmesini sebebini anlıyorum mart ve nisan aylarında her yer sarı. Mimoza ağaçları heryerde. İlk baharın gelişini müjdelercesine bütün ihtişamıyla yol boyunca eşlik ederler.



Bu bölge özellikle  kabillerin kalbi olarak bilinmektedir. Zaten Cezayir'de etnik köken olarak Araplar , Kabiller ve çölde bulunan Toureg bulunmaktadır. Touregler hakkında herhangi bilgiye sahip olmasamda Araplar ile Kabiller birbirlerini hiç sevmezdiklerini ve hoşlanmadıklarını biliyorum. Kabiller kendilerini arapdan ayrı olarak görürler ve burada özerk bölge istemektedirler. Bejaia da tizi'den sonra gelen kabil bölgesidir ki bu bölgeye küçük kabil anlamına gelen '' petit kabil'' denilmektedir. Şu an yaşadığımız bölge olan Naciria bölgesi de aslen kabillerdir. Ancak burada kabil adetlerinde daha çok arapların örf ve adetlerini benimsemelerinden dolayı bu bölgeye on beş buçuk (15,5 ) denilmektedir. 15,5 sebebi de tizinin plaka numarasının 15 , alger merkezin plaka numarasının 16 olmasıdır. Naciria hem kabil olup hemde arapları benimsedikleri için kendilerine kabil arasında böyle bir takma isim kullanılmaktadır.



Tizi 'nin tarihine baktığımızda aslında diğer kabil bölgelerinden ve cezayirden farklı değildir. Bütün bölgeler gibi Osmanlı, Roma ve Fransızların kolonileşme faaliyetlerine maruz kalmıştır. Ancak bu zamanlar her daim gözde bir bölge olmuştur. Hatta Romalılar tarafından temelleri atılan ve Osmanlı döneminde tamamlanan kale ile birlikte kabil vadisi önemli askeri nokta haline gelmiştir. Osmanlı dönemindeki siyasetten dolayı biz Türklere gayet sıcak ve sevecen davranmaktadırlar.


Fransızların ülkeye gelmesiyle birlikte ülkede siyasi karışıklıklar ve silahlamalar başlamıştır. bu olumsuzlukların yanında kabil bölgesinde sehir hayatına geçişmiştir.  Kız-erkek okulları inşa edilmiş, hotel, hastene, kamu binaları, postane, klise ve cami yapılmıştır. Hatta 1888 yılında Alger-Tizi demir yolu inşaasına başlanılmıştır.
Yaşanan ülke içi karışıklardan dolayı kabil bölgesi göç almaya başlamıştır. 1960 yıllarında bu bölgede nufüs 15 000 iken 1998 yılında 178 542 yükselmiştir. Ve halen Tizi diğer bölgelere göre kalabalık olan bir merkezdir.
Bugün bile Cezayir için Tizi önemli şehirlerinden biridir ki ben buna kesinlikle katılıyorum. Komşu merkezlerine göre daha modern ve daha gelişmiştir.
Tizi ya da kabil bölgesinde kendilerine ayrı bir kimlik istemelerinden dolayı birçok politik ve siyasal olaylar yaşanmıştır. Ben şuna inanıyorum ki bu bölgelere  kabil olmaların sebebiyle sistemin uygulamaya çalıştığı araplaştırma politikalarına karşı durulmasından dolayı birçok alanda devletin hizmetlerinden yararlanamamaktadır. 
Tizi ouzou da çok kanlı eylemlere ev sahipliği yapmıştır. Akılda kalanlar 1980  Bahar eylemleri,  Lounes Matoub şarkıcının arabasında öldürülmesi, 1994 de siyasi kurucularının öldürülmesi, kara ilkbahar eylemlerinde 125 sivilin öldüğü ve birçok kişinin de kayıplara karıştığı ve ağır yaralanmalar sonucunda sakat kalanların olduğu olaylar halen insanların unutamadıkları ve aslında hatırlamak istemedikleri kara hatıralarıdır.
Elde edebildiğim yüzeyselde olsa bilgiler mevcut eski zaman ait.

Ülkede arapça ve fransızca ana dil olmasına karşın burada ayrıca kabilce konusulmaktadır. Çoğu yerde kabilce yazılar görülebilmekte.
İklim olarak akdeniz iklimi mevcuttu. Dağların arasında vadi çukurunda  kaldığından  ve yakınında bulunan barag yüzünden yazın sıcak ve nemlidir. Kış aylarında yüksek rakımlarında kar görülmektedir. Yağmur her mevsim yağabilmekte hatta başlayınca  15  gün sürebilmektedir. :) Burada her türlü yağmuru gördüm bazen alttan bile yağıyor :) şaka bir yana ben hayatım boyunca böyle yağmur görmedim. Artık toprak bile ememiyor yağan yağmuru.....
 
 
* Le centre-ville , * La haute- ville, * La nouvelle-ville, * Şehir merkezinin dışında kalanlar, * Güney-batı, güney -doğu, alt bölümleri olmak üzere 5 bölgeden oluşmaktadır.
 
 
Ulaşım bakımından  hem büyük şehirlere (Alger, Bouira, Oran, Bejaia) hemde köylere kara yolu taşımacılığı yapılmaktadır.  Demir yolu taşımacılığı mevcuttur.Herne kadar havayolu taşımacılığı olmasa da  Alger'e ve Bejaia 'ya konum itibariyle yakındır.
 
 
Cezayirin birçok yerel işletmelerinin yerleri bulunmaktadır. Gini Glaces, Eniem, Frigor, Olympic Chocloterie, Lala Khadidja de cevital.
 
 
Kabillerde bizim gibi futbol meraklısı insanlar. JSK '' La Jeunesse Sportive De Kabylie'' yada '' Je Suis Kabylie '' futbol takımı bulunuyor. Renkleri sarı ve yeşil olan bu takım Afrika bölgesinde bir çok başarıya sahiptir.
 
 
Eğitimde Üniversite Mouloud Mammeri de Tizi Ouzou büyük bir üniversitedir ve bünyesinde yaklaşık 43,000 öğrenci bulunmaktadır. Lise, ilkögretim ve kreşler oldukça fazla. Burada üniversiteye gitmek bizdeki gibi çok zor değil. Her sene sınav oluyorsun sonra hepsinin toplamıyla girilebiliyor üniversiteye. Üniversite de okutulan eğitimden gençlerin memnun olduğu söyleyemeceğim. Sistemlerini değişmeleri için çoğu zaman grev yapabiliyorlar.

Sağlık bakımından bir çok klinik ve büyük bir devlet hastanesi bulunmaktadır. Sağlık açısından ne kadar özel klinikler mevcut olsa da gerçekten çok geriler ve nasıl denilir daha çok yolları var. Herşeye antiyobitik verebiliyor ki günlük 8.000-9.000 miligram kadar verebiliyorlar. Gerçekten ciddi rakamlar.
Kendilerine has müzikleri, dansları ve takıları var. Ben müziklerini ilk dinlediğim de hiç beğenmediğimi söyleyebilirim ancak artık kulağım alıştığından sanırım bazen araba kendim açıp dinliyorum. Fıkır fıkır , bazen baş ağrıtan enterasan bir müzik türleri var. Burada düğünler kadın erkek ayrı olur. Yani haremlik selamlık usulü.  Araplardan daha farklı oynuyorlar biraz havaii tarzı. Hatta erkekleri bile kalça kıvırıyor desem yeridir.




Kadınlarının kendilerine yani kabylie ait yerel giyisileri var. Genellikle bellii yaşın altındaki kadınlar halen günlük giyisileri olarak kullanıyorlar. Yazın o sıcaklarda gerçek anlamda kurtarıcı olabiliyor. Burada diğer bölgelere göre kadınlar daha rahat bir hayat standartları var. En azından dışarıya çıkabiliyorlar. Dışarı bir işte çalışabiliryorlar. Kabillerde araplar gibi süse meraklılar. Takılara özellikle. Altın ve gümüş revaşta bizde olduğu gibi. Kendilerine ait mercandan ve gümüşten yapılmış takıları ünlüdür. Fiyatları gerçekten pahalı olan ziynet eşyalarıdır ki  düğünlerde bunlar takılır hediye olarak. Bizdeki gibi  çeyrek altın filan yok, hele düğün , derneklerde altın takmak zaten yok.

Sehirde bulunan La maison de l'artisanat el sanatlarının ve yöresel eşyların sergilenmekte ve satılmakta ve ayrıca La maison de culture Mouloud Mammeri de tiyatro, cinema, foklor gösterileri ,fuar gibi etkinlikler düzenlenmektedir.

Sosyal hayat sıfır denecek az olduğundan belli başlı bir kaç restaurante bulunuyor. Ayrıca bir olimpic havuzu ve birde parc d'attractions mevcut. Burası içinde hem kapalı hemde acık havuzun bulunduğu, bir ara sahte buz pateni sahası vardı, ayrıca küçük çocuklar için içinde eğlenceli oyuncakların bulunduğu insanları tek gidebildikleri yer. Hatta gazetelerinde bu yerle ilgili kabil gençlerinin artık daha güzel zaman geçireceklerini yazıyor.




Ayrıca yapılan güzellik yarışmalarımızda var. İşte 2011 yılının Miss Kabylie güzelleri.


Simdilik bilgilerim bunlardır. Daha sonra başka resimler çekebilirsem eklemek çok istiyorum. Özellikle sokaklardaki yığın yığın çöplerin resimleri çekmeyi.




1 Mayıs 2011 Pazar

İşçi bayramı biz yatışşşşşşş

Bugün 1 Mayıs, her nekadar Türkiye'de tatil olmasa da burada tatil. ohhhhh yan gel yat osman. Ben tatile perşembe gününden başladım. Hem de kendi evimde. Şantiye de değilim. Tam 3 gece 4 gündür evimin keyfini yapıyorum. Sakın sanmayın işler düzeldi ve artık evimize rahatça gelebiliyoruz diye. Ekstra bir durum oldu ve izin aldık kalmak için. Perşembe günüydü ben bungalow'a gitmiştim. O sırada şirkette temizlik yapan bayanlar gelmişti evi temizlemek için kapıyı açık gören kedi (birlikte kaldığımız arkadaşların kedisi)getirdi koca kafası yenmiş sıçanı evin ortasına yiyor.Anam bir kıyamet koptu bizim temizlikçi bayanlar bir bağırış çağırış tabii bende görünce ığğğğğğğğğğğğ iğrenç. Kocaman bir şıcan. Bağırsaklarımı dır nedir dışarıya sarkanlar anlamadım ama gerçekten tam kusmalık bir görüntü.  Neyse her şerde vardır bir hayır o salak kedi sayesinde 4 gündür evdeyiz. :))))))))))))))))

Bugün cuma olmasada sinema günüydü. Ben bu filmi seyrederken çok eğlendim. İzlemek isteyenler için tavsiye edebilirim. Jennifer'a hastayım, onun şaçlarına bayılıyorum, romantik komedi için yaratılmış, ayrıca o yaşına göre taş diyiyorum başka bir şey diyemiyorum. İşte filmden kareler. Umarım sizde beğenirsiniz .







Sevgilerle



Ben gitmişmiydim ???

Tatilden döneli 3 haftadan fazla oldu sanırım .Tatilde hiç yazamadım. Tatilden sonra da yazamadım. Her dönüşten sonra bana bir kalll gelir, hiç bir şey yapmak istemem, kimseyi aramak istemem, öyle vakit geçiririm. Yine aynı duygularla donanmıştım. Bugüne kadar hiç bir şey yapmadım. Okadar yazacak şeyler var ki. Ama nerden başlayacağımı bile bilmiyorum. Okadar işim birikti ki Fransızca bile çalışmıyorum :(. Bir an önce kendimi toparlayıp postlarımı yazmak istiyorum.
Sevgilerle

16 Nisan 2011 Cumartesi

Cezayirde yolculuk macerası-2 (dönüş)

Dönüş en zoru ve en zahmetlisidir benim için. Herşeyi tekrar bırakıp gitmek.Kalmak istesede bir yanım, diğer yanım çoktan tutuşmuştur evine dönmek için.Ben düzenhastayım.Kendi yatağımı, kendi kaşığımı, halımı, tuvaletimi, herşeyimi özlerim. Tabi bir de Türkiye'de kurulu bir evimizin olmaması ve sürekli göçebe durumu beni tatilde huzursuz eden bir durum. Bir gün orada bir gün başka yerde yatmak. Sürekli farklı yerde kalmak. O sebeple her tatil bitişinde eve gidip şöyle koltuğuma bir uzanayım, yatağımda keyf-i alem yapayım diye düşünürüm ki yine bu seferde aynı oldu.

Dönüşte karşılaşabilinicek durumlar hakkında bilgi vermek amacıyla yazıyorum bu posttu.Türkiye-Cezayir yolcuğunda bagajlar için kilo sınırlaması var. Ekonomik uçuşlar için 30 kilocuk ve yanında 8 kilo el bagajın, bussines classlar içinse 40 kilo. O 10 kilo o kadar değerli ki anlatamam.30-40 kilo nedir yahuu.Ben her türlü gıdayı Türkiye'den getiriyorum. Nasıl olucak!  Giyemeyeceğimi bildiğim halde o yanıma aldıklarım kıyafetlerim,takılarım dönerken yeni cicişler ve gıda mlz birleşince inanılmaz oluyor. Ben hiç gelemedim şu memlekete az yükle. Bide şunu söylemeden geçemeyeceğim fazla bir kilo için sadece 7 eurocuk bayılmak gerekli. Ben hep fazla yük görütüp hemde para vermek istemiyorum :) Nasıl olur derseniz vallahi ayıptır söylemesi eşşek gibi taşıyorum. Göya el bagajı. Benim el bagajı sıfatıyla aldıklarım en az kargo için verdiklerimde aynı kilodadır. Bir seferinde tek başıma tamı tamına 90 kiloyla geldim bir kuruş ödemeden. Bunu Thy biri okumaz inşallah :)

Şimdi gelelim dönüş yoluna. Eğer yolcuysanız buralara havalimanına erken gitmenizi tavsiye ederim. Check-in yaptırmaya geldiğinizde şaşırmayın kalabalık için evet hepsi cezayir yolcusu. Bavul ticareti yüzünden inanılmaz kalabalık ve sıra olur.Yanınıza gelen olur size size bavul vermeye çalışanlar olur. Sakın almayın derim ben.Tabi bunlar sıra kavramını halen kavrayamadıkları için siz sıradayken bunlar sizi arkadan ittirirler sürekli. Annemler beni yolcu etmeye geldiklerinde arkamızadaki bavul ticareti yapan adamlar önümüzdekiler ilerlemeseler de bizi arkadan ittiriyorlar. Bir değil iki değil, hadi ben alıştım da kardeşim heyyyttt yeter be bune böyle ittiriyorsun diye başladı söylenmeye. Tabi cezayirli milletini ne bilsin. Karşısındakilerde başladı söylenmeye.Ama benim kardeşim susmadı karşısındakiler anlamasa da saydı da saydı Türkçe :)Huuuu siz kimin çöplüğünde ötüyorsunuz beee. Burası bizim memleketimiz yollarız vallahi saçlarınızı demeden görevli geldi bunları nasıl azarlıyor anlatamam. Bu kadar basit bir şey için görevlinin tavrı ve söyledikleri çok fazla olsada ''ohhh''dedim. İçimin yağları eridi azıcık ya azıcık insan gibi davranmayı öğrenin tamam bu sizin doğanıza aykırı emme ortama ayak uydur  ya da numara yap en azından. Görevliler bunlara pislik gibi davranıyor. Sadece bunlara değil sorunlu olan tümüne. Bıktırmışlar insanları canlarından normaldir diyiyorum. Başka hiç bir check-in noktasında göremezsiniz insanları sıraya sokmak için bulunan görevlileri.

Sıra geldikten sonra yükümüz fazlaysa biraz ayak yaparız. Ama baktık olmuyor ben yanıma alırım :) ama tek değilsem eşim yanımdaysa paşa paşa öderiz. :( Eğer oturumunuz yoksa pul almak zorundasınız. Pasaport işlemlerinden sonra bekleme salonu kalabalık, uçak alıma başladığı anda yine o kaos.İtişmeler, insan konservesi olma istekleri, insanların enselerinde nefesi hissettirecek kadar yakınlık. Tek gidişlerimde hep dua ederdim yanıma düşmez inşallah cezayirli diye. Herkesin eli kolu dolu olduğundan erken davranmak lazımki el bagajlarını koymak için yer olsun. Bazen inanılmaz ama yer olmuyor.

İndikten sonra havalimanına eskiden sıraya girmek için demir parmaklıklar yoktu şimdi allahtan var allahım nasıl bir görüntü anlatmam. Gümrükten geçmeden önce giriş kartını doldurma zorunluluğu var. Akıl edip önceden doldurursanız sıra kapmak için bir iki fazladan dknız olabilir.Yanyana 2 kişilik 3 adet gişe var. Eski versiyonda; sıra ilk önce  yanyana iki kişiliktir. Ama bunlardaki zihniyetle iki kişilik sıra olur sana 5 kişilik. Yine konserve durumları. Bide arkadan gelip önüne geçerler ya allahım diyorum sen bana sabır ver. Ulan biz eşşekmiyiz.!! Biz başka bir şey beklemiyoruz herhalde. Kimsede ses çıkartmaz. Beklerler mal mal. Ama şimdi modernliğin simgesi demir parmaklıklar sayesinde eski günlerden eser yok. Ben gişe sırasında girmek için demir parmaklıklar arasında ''S '' çizerken akıllı millet ya, hemen kaz yürüşü ile demirlerin altlarında geçerler. Sen gidene kadar gişenin önüne senden önce 10 kişi gelmiştir. Ve bekleme süreci. Eğer adamını tanıyorsan ve kişi başına 10.000 da veriyorsan bunların hiç birini yaşamadan uçaktan indiğin gibi pasaport işlemlerini bile yaptırmadan hoppp geçersin. Yoksa o sıranın gelmesi için bekle dur.

Sırayı geçtik ama daha valizler var. Valizlerin gelmesi 30 dk bulur genellikle.Şansımız yaver giderde erken gelirse ki daha başıma gelmedi erken çıkarbiliriz. Ama çıkarken hep elimde pasaportum olur. Çünkü Türk olduğumuz görünce sorgu sualsiz çıkabiliriz dışarıya.

Uçak yolculuklarından sonra kendimi o kadar pis yorgun hissediyorum ki anlatamam. Hep içim yanıyor, şişiyorum, bir sersem oluyorum.

Sevgilerle.

20 Mart 2011 Pazar

Son iki gün

Üzerinde ilginç bir tuhaflık var ki anlatamam.Ben 22'de Türkiye'ye gidiyorum ama eskiden olduğu gibi götüreceklerimi düşünmedim, sevincim tavan yapmadı, gitmekle gitmemek arasında ince çizgideyim. Tabiki gidiceğimde böyle olmam garip.

Bir kaç gündür düşünmeye çalışıyorum ne yaparım, nereye giderim diye. Ben her tatillerimde liste yaptım, şunu yiyeceğim, şuraya gideceğim, ama hiç birisini gerçekleştirememin verdiği o negatiflik belkide beni bu sefer yine aynısı olucağını düşünmeme sebep ve sevincime engel.

1- Hergün yogaya gideceğim. Academi Yoga 'nın bakirköy şubesiyle görüştüm bile :)
2- Buz patenine gideceğim buda hergün. Yedikule surlarının oraya kocaman buz pateni pisti açılmış. Bıktım rollerbladimle düz kaymaktan azıcık affffilliii şeyler yapmak istiyorum :)
3-Sirkeci , cuma  ve cumartesi pazarı, çukurcuma, galata, H&M, istinye park, sarıyer sahilinde koşu, bol bol yürüyüş,
4- Eren holding'in nasıl oluyorsa hiç kaçırmıyorum seri sonunu, yine denk geldi :)
5-İnci pastanesi
6-sultanahmet cami, yerebatan sarnıcı, fransız sokağı,
7- falcı :)
 aklıma ilk gelenler bunlar. Bu sefer hayallerimi gerçekleştirme imkanı bulabilirim inşallah ...


Sevgilerle

8 Mart 2011 Salı

Cezayirde yolculuk macerası-1

Daha öncede dediğim gibi bu ayın ortalarına doğru geleceğiz tatil için. Ama size buradaki yolculuk serüvenini buraya gelmek isteyelere bilgi amaçlı olması adına anlatmaya karar verdim.

Bu anlatacaklarım Cezayirden- Türkiye seferi ile ilgili. Aslında burada sorun yok. Asıl olan buraya gelmek ama onu hemen anlatmayacağım.

Türkiye'ye gidiş iki yolla.Biri THY diğeri Air Algerie bir alternatif daha vardı aslında ama şu an için uygulandığını zannetmiyorum. Tunus'a gidip oradan Türkiyeye geçiş.Bu yolun seçilmesindeki sebep biletlerin U.S.A bilet fiyatlarıyla aynı olmasından kaynaklanmaktadır.

Havaalanına uzaklığımız ortalama 90-100km eğer trafik olmazsa 45dk trafik varsa 3 saat :) Sağsalim ulaştıktan sonra havaalanına check-in için fazla sıra beklemeden hemen yaptırabiliyoruz. Kahve içebileceğimiz yerler mevcut hatta restaurant bile var ama açık yakalamamız lazım :).Pasaport onaylatma sırasına girmeden önce çıkış kağıdını doldurmak gerekmektedir.Eskiden pasaport onaylattırmak için sıraya girmek bir çileydi benim için. Şimdide sıraya giriyoruz ancak demir şeritler olduğundan aradan kaynamalar, insanlarla sırt sırtta bir sıra olmuyor.Modernleşiyorlar mı ne? Bu sıraya girmeden önce seçeğiniz memur çok önemli. Eğer yavaş birisine rastlarsanız vay halinize. 2 dk iş olur sana 10 dk. Eeee bide geyik muhabbetlerini katarsak 15 dk. Burayı da geçtikten sonra bir x-ray den geçiş buradan sonrada ufak bir masanın önündeki adama uğrayacağız. Niyemi tekrar pasaporta bakacak, yanımızda para olup olmadığını soracak. Kardeşim ben x-ray cihazından geçtim içimdeki herşeyi gösteriyor.Eğer adam gevezeyse  para ister, Türkiyeye gittiyse anılarını anlatır, parfüm ister, sigara ister. Bunu da geçtikten sonra en tehlikeli en uyanık olma seviyesine geçeriz. Uçağın hangi kapıda olduğuna bakıp aldanmayacaksın, burası cezayir herşey değişir. Biraz Free shop geyiklerinde sonra oturup biraz soluklanıyoruz.Ama gözlerimiz hep uçakta. Ben sınavım dolasıyla 3 ayda bir gidip geldim bu seyahatlerim boyunca o uçak bir kere zamanında kalkmadı.Retard retard. 01:40 kalkması gereken uçak 3:00-3:30 gibi kalkar. Eğer uçak zamanında giriş kapısında gözükmüyorsa anlamalıyızkı uçak başka yerde. Şimdi uçağın hangi kapıda olduğu sorsakta cevap olmaz. Kimse bilmez çünkü. :) Ben bir yolcuğumda sanırım ilk defa tek başıma gidişimdi. Nasıl stresliyim. Kapının önünde bekliyorum. Tabelaya bakıyorum 19 nolu kapı diyor. Ama kimse yok. Yahu vakitte geçti. Millet bi o yana bir bu yana. Baktım bir çinli hehh dedim kesin bu Türkiyeye gidiyor hemen gidip yanına kardeş nereye gidiyon deyince oda benim gibi kapı arıyormuş sonra araştırmalarımızın sonunda taaa en sondaki kapıya verildiğini öğrendik. Ama bunu bildiren ne bir anons ne bir uyarı yok.Malum burası Cezayir.

Kapıyı da bulduktan sonra yine bir sıra ve pasaport kontrolü. Artık uçağa binmemize bir adım kaldı.Eğer hacı sezonundaysan kesinlikle business class bileti öneririm. Eskiden uçaklarda çinliler acayip olurdu. Allahım yolculuk sırasında geğirmeler, burun karıştırmalar, ayakkabı çıkarıp koltuğa dayanamalar.Neyse. Uçağa geçtikten sonra bide yer meselesi kalır. Buranın otobüs olmadığını, herkesin bir yeri olduğunu anlayamıyorlar bence anlamaları gerçekten güç. Yerini de bulduktan sonra allah yolumuzu açık etsin. Gitmeye hazırız.Ama şu cep tlf kapatın beee.Yani ben etkisini bilemiyorum ama korkuyor insan.Bir keresinde oturdum yerime tlf çıkartım kapatmak için o anda çaldı aman allahım görevli hosteslerden biri bir çemkirdi bana ben allta kalırmıyım dedim bunlara kapatıramıyorsun sinirini benden mi çıkarıyorsun.Anlamıyorlar.Anonslar hem İngilizce, hem Fransızca hemde Arapça ama adam kapatmıyor. Hani senin hayattan beklentin olmaya bilir güzel kardeşim ama ben daha gencim senin gibi biri yüzünden olmasın bee.

Havadayken çoğu içer. Wc kullanmayı pek bilmezler. Arada bir gözgeze gelirsin hala sakın öküzün trene baktığı gibi bakar. İnişe geçtiğimizde hele indiğimizde daha uçak yerine varmadan herkes ayakta.Hemen el bagajlarını alırlar. Aman en dikkatli olunması gereken yer. DİKKAT, KAFANIZA BAGAJ DÜŞEBİLİR, YADA ADAM KUCAĞINIZA DÜŞEBİLİR. Tecrübe ettim doğrudur.Bir ileri iki geri sallansalarda oturmazlar, öyle beklerler ayakta inmek için. Tabi biz herkes indikten sonra inmeyi tercih ediyoruz. Hayırlı uğurlu olsun Medeniyete geldik :)

Sevgilerle

Güneşli, Sancılı, Bekleyiş dolu...

Çok uzundur yazamıyorum. Blogların kapanmasıyla ilgili olmasada yazamdım. İnternet problemleri yaşıyorduk. Kesmişler kabloları, ne tlf ne internet.Dün ve bugün hava inanılmaz güzel sanki yaz.Ama o kadar karnım ağrıyorki umurumda bilr değil. Şu an nefes aldığıma bile sinirleniyorum.

Buralarda sular şimdilik durgun. Ancak Tizi ouzou'da hergün eylem ve grev var. Sebebini açıklıyorum : şimdi zamanında buradaki kişilere devlet ev, araba, iş , para vermiş sanırım 2000 yıllarda hani teröristleri dağlardan indirmek için. Şimdi gençlerde bizde isteriz diyor. Dükkan istiyorlar devletten. Yollar kapalı, ana yolun ortasında lastikler yakılıyor. Benim elime verecekler şunları varya bu sinirimle..........

Ulan bizim ülkemizde benzin olmuş 4,08 tl,et desen yenilecek durumda değil, doğal gazı, osu posu, ekmek 1 tl bizim insanlarımızın oturması, bunların ota poka grev yapmasına Tilt oluyorum. Tamam burada iş yok, sanayi yok, ama insan ekmeğini taştan çıkarmayı bilecek, armut piş ağızıma düşşş. Neyse ben kursa başladım hatta ikince dersime de gittim şükür yarrabim. Ama bu seferde grev var tizi de yollar kapalı ama durmadım gittim. Allahım her yer insan bir okadar da araba. Neeyse kuytu köşe derken ana yola tam çıkıyorduk ki ana yola çıkışı kesmişler. Olmaz geçemezsiniz diyorlar. Toplanmış 4-5 genç kendinin ne yaptığını bilmez, asalak insan, arabanın önünde durdu. Beni görünce biraz ıgg mıggg ettiler sonra saldılar ama baragı açarkende para istiyorlar.Para verirsen geçiririz sizi diyorlar.Orada içimdeki şeytan ortaya çıkmak çok istedi ama işte olmuyor. Şimdi bu modern Eşkiyalık değilde ne. Madem bir amaç uğruna bir halt yapıyorsun, edebiyle yap.

Beni sardı bir heyecan. İnşallah tatile çıkacağızzzz.Aman allahım resmen gün sayıyorum.Bir rahat nefes almak istiyorum. Ciğerlerimi özgürlükle doldurmak istiyorum. Yürümek bütün gün yürümek, koşmak istiyorum. Ayın 21 de geliceğiz bir sorun olmazsa.Çok çok sevinçliyim.

Bugün malum Kadınlar günü. Buna dair tek dileğim'' şu erkeklerin bir günlüğüne de olsa regl dönemlerimizde, hani o sinir stresten yanıp tutuştuğumuz, dengemizin dengesiz olduğu, ağrıdan geberdiğimiz o mükemmel günlerden en acılısında ruhlarımızın yer değiştirmesi''.Belki ondan sonra biraz da olsa bizi anlamaya çalışırlar.

Sevgilerle.....