13 Aralık 2011 Salı

Uzun zamandan sonra ilk denemeler

Evlenmeden önce mutfağa sadece su içmek için yada tabakları mutfağa bırakmak için giren ben içimde yaşayan mutfak aşkından hiç haberim yokmuş.

Buraya geldiğim ilk günleri hatırlıyorum da ; makarna yapmaya çalışıyorum ama olmuyor, allahım yapış yapış, bende bunların makarnaları kaliteli değil diye olmayanı atıyorum, yakıyorum ocağın ateşini yeniden yapmaya çalışıyorum. Olmuyor bir terslik var 5 kutu makarna harcadım hepsi aynı oldu. Dedim ''acaba ben mi yanlış yapıyorum ama imkansız herkes makarna yapabilir'' kendi kendime ama yapamazmış. Benim soğuk suyla yapmaya çalışmalarımın sonucunda olmadı ve sıcak  suyla denemeye karar vermem ile mutfakla olan ilişkim o andan itibaren başladı :) 

Bizimki de sağ olsun bir boğazlı onun sayesinde daha önce mutfağa girmediğim yılların açığını 2-3 ayda kapattım. Ama bir türlü aram hamur işleriyle iyi olmadı. Bence yine bende bir hata yoktu kesinlikle o eski fırınla ilgiliydi herşey :)

Yeni minik evimize yeni mini fırın alındık ama benim içinden hiç bir şeyler yapmak gelmiyordu ki bu günlere kadar. Cuma günleri her zaman tam donanımlı kahvaltı hazırlarız. Malum 15 günden bir tatil yapınca o tek günlük hafta sonunda insan her şeyi yapmak istiyor. İlk denemem karşınızda. Pofidik mükemmele yakın benim cicişlerim. Tarifini daha sonra vereceğim. Bir kaç denemeden sonra.




11 Aralık 2011 Pazar

Modern Sanatlar müzesi- MAMA (Musee d'Art Moderne d'Alger)


Buradaki gidip görülmesi gereken yerleri fırsat buldukça gitmeye çalışsak ta olmuyor, vakit yetmiyor, bide izin alma davası olduğundan ay da yıl bir işte.

Modern sanatlar müzesinin açıldığını duyunca gidelim dedik.Aslında amacımız başka müzeleri daha gezmekti ama vakit yetmedi:)

Keşke daha çok görebilsek, gezebilsek, sanatsal etkinliklere katılabilsek. Buradan temelli dönmeden önce her yeri karış karış gezmek istiyorum. Çoğu zaman buranın resimlerini koyuyorum ama hep yanı yerlere gittiğimiz için farklı bir şey çekemiyorum. Ama o arka sokakların halini, hikayesini, kokusunu yakalayabilmeyi çok istiyorum. Kısmet....











Aşağıdaki facebook sayfasından daha çok resim bulabilme imkanınız mevcut. 



Buyurun çekilişe..

Uzun zamandır siyah bir çanta arıyorum, aslında aklımda celine var ama biraz tuzlu sanki. O sırada çekilişi gördüm ve hemen katıldım. Tamam siyah ve istediğim model değil ancak iki çantanın ne zararı olur ki fazla mal göz çıkarmaz tabi ki :)

http://modaliza.blogspot.com/2011/12/cekilis-marc-by-marc-jacobs.html adresinde 31 aralığa kadar süren çekiliş var.

Belki çıkar....

6 Aralık 2011 Salı

Oha demek istiyorum!!!!

Böyle konuşmaları hiç sevmesem '' oha , çüş v.b.''de buradaki insanlar sayesinde iyice ağzım bozuldu. Hatta burada Türkçe bilmedikleri için ben önüme geçene sayıyorum. Çok güzel oluyor ancak İstanbul'a döndüğümde de devam ediyorum ama tek sorun herkesin türkçe biliyor olması :))))))))))

Neyse bu ülkeye gelipte ''aman çok iyi insanlar, şöyle iyiler böyle iyiler'' diyenini henüz görmedim. Genelleme yapmak istemiyorum bizimde buralı olup inanamadığımız, ne kadar iyi dediğimiz bir arkadaşımız var. Sadece bir :)
Şuan yazıyı yazarken karşımda oturan muhasebe elemanında nefret ediyorum. Adamı gördükçe miğdem bulanıyor. Hele ki bir hapşuruyor aman yarabbi.  Ben böylesini ilk defa görüyorum.O hapşurdukça bana bir şeyler oluyor. Ay bide ofiste tırnaklarını kesiyorlar, çat-çut, üstlerine atlayasım geliyor, allahım sabır ver bana. Erkeği de aynı kadını da .Bıraksak ofiste ağda partisi filan yapacaklar.

Aslında konu bu değildi ancak çok spontane gelişti:)

Biz artık kampta yaşadığımız için evlerimize burada çalışan bayan temizlikçiler geliyor. Daha önceden arkadaşlarımızla birlikte kalırken ben odamı kilitlerdim ben istemezdim onların temizliklerini filan. Ozmanlarda biz kendimize yemek için aldığımız çerez, biskuvi v.b. şeyler bir bakıyorduk açılmış yenmiş. Ben gıcık bir insanımdır. Öyle benim malımı benden izinsiz kimse kullanamaz. Neyse biz bunlara çattık, izin isteyin filan dedik. Buradaki mantık'' onlar nasılsa alırlar yenisini, yesek ne olur, hem bizde yok, onlarda var'' 

Sonra yapılan evlere ayrılınca ben temizliğe gelmelerini istemedim. Annam bir temizlik yapıyorlar, yemin ederim ben gördükçe sinir kat sayılarım artıyordu. Ayakkabı bezi ile mutfak, tv sehpası, toz alınacak her yeri silip sonra da o bezi tekrar ayakkabılığın yanına koyarlar. Bunların temizlik anlayışı bu kadar.

Gün geldi bizim arkadaşın evinden bir şeyler eksilmeye başladığı farketti. Paralar, yüzükler, parfümler, kıyafetler, neler neler. Kimin aldıkları belli. Ancak hiç bir şey yapamıyorsunuz. Öyle insanlar ki bir de karşınıza geçip Allah, din, imandan, namaz, müslümanız filan bahsediyorlar, bir ağlıyorlar, yeminler üstüne yeminler. Gidenler gitti, hele ki o alan kimse onun için vurgun yani. Hayatında göremeyeceği , alamayacağı şeylere hırsızlık yaparak sahip oldu. Ama bu kadar salak insanlar ki aradan 1 ay geçmeden bu sefer diğer arkadaşın evinde eşyalar uçmaya başladı. Biliyorduk kim yapıyor diye ama hep bir şüphe vardı. Artık kanıtlandı. Ama yine bir bok yapamıyorsun. Kanıt lazımmış. Düşünün yani sizin eşyalarınızı çalanı biliyorsunuz , her gün görüyorsunuz ve bir şey yapamıyorsunuz. Giden zaten gitti, ama hıncı .....

Benim asıl gücüme giden'' tamam benim eşyalarım çalınmadı ama'' gelip geçerken karşı karşıya gelindiğinde suratlarındaki o pis gülümsemeyle selam vermeleri. Bizi salak yerine koymaları. Ben buna dayanamıyorum. Benim elime verecekler onları ahhhh ahhhh, içimdeki bütün stresi atmama yardımcı olurlardı ama.

Burada hırsızlık diz boyudur. Hırsızlık yapmayı kendilerine hak sayarlar. Ama yakalanınca da o kadar komik duruma düşüyorlar ki. Bizim arkadaşın showroomuna mlz getirmiş Cezayirlinin biri. Beş dakikalığına ofise giriyor- çıkıyor, oranın sahibi de karşı masada otuyuruyor, kaş göz derken hoppp cep tlf gitmiş. Bunlar farkına varıyor kimin aldığını. Hemen tlf açıyorlar adama, seni kamera da kaydettik polis filan derken çalan adam getiriyor tlf. Bahanesi ise; ya ben oyunlarına bakıyordum yanlışlıkla cebime koymuşum. Sen misin bizi salak yerine koyan, bir araba dayak yemiş.

Tabii ki herkes için aynıdırlar demiyorum. Ama fırsatını bulan yapıyor. Siz siz olun bunlara pek güvenmeyin.

24 Kasım 2011 Perşembe

Eren holding '' occaison online''



 Bilen bilir Eren senede iki kez outletini açar ve burada bünyesinde olan ürünleri satışa sunar. Ben erende çalışmaya başlamadan önce outlet'e hiç gelememiştim. Ama arkadaşlarım gider anlatırdı, şöyle kalabalık , böyle şeyler aldım.O zamanlar marka takıntım yoktu sanırım , yoksa mümkün değil kaçırmazdım :)

Çalışmaya başladıktan bir kaç ay sonra açıldı outlet aman tanrım, inanılmaz, insanlar almıyor yarışıyor ve savaşıyor. Su gibi para gidiyor. Bende lacoste çalıstığım için attılar beni kasa ya , ama post makinesi filan anlamıyorum yani. Bide alışveriş yapanlar bir terbiyesiz anlatamam. Sanki gucci nin mağazasına gelmiş de bütün mağazayı alacak havalar, tavırlar. Bende hiç gelemem paranın üstünlük sağlamasına, neyse bir kaç tartışmadan sonra ucuz kurtuldum. O insanların bir şeyler alabilmek için düştükleri durumları düşününce gülümsüyorum. Hatta kendime de gülüyorum.Çünkü bende o tarihten beri bir savaşçıyım artık :)

Neyse asıl bunları anlatmamın sebebi occaison'un artık bir İnternet sitesi var. Bana e-maili gelince Allah burberry de vardır diye heyecanlandım ancak boş hayaller bunlar.

''www.occaison.com.tr'' adresinde bir çok ürünü indirimli alabilirsiniz. Hele ki benim gibi Lacoste takıntınız var ise :)









17 Kasım 2011 Perşembe

Bonjour Toutle le monde :)

   Nihayet, oh beee, şükür..... 1 aydan fazla süren internetimize ve tlf hatlarımıza kavuştuk. Ne alaka demeyin! Burası Cezayir:) Bizim buradaki kabloların çalınışının 6 seferini yaşadık. Niye mi çalıyorlar, çünkü bunlar pahalı kablolar, adamlar gece yarısı gelip ortalığı delip çalıyorlar sonra da satılıyorlar, sonra da biz sizden daha Müslümanız diyorlar.

Neyse şükür şükür, tek eğlencemiz ve dünyayla aramızdaki bağı sağlayan internetimiz geldi.


18 Eylül 2011 Pazar

Dönüş...........

Keşke hep tatil devam etse diye düşünmeden edemiyorum ancak her güzel şeyin sonu gibi tatilinde bir sonu varki en zor kısmıda burası, dönüş.

İnsan güzel şeyleri hemen benimser, sanki evvelden de ona aitmiş gibi yadırgamaz ama onu bırakma anı gelirse işte o anda sudan çıkmış balık gibi kalıverir.

Her dönüşümde güle oynaya da olmasa da dönme taraftarı ben, bu seferki kadar ayakkalarımın geriye gittiğini hatırlamıyorum. Bunu sağlayanlar utansın :)))))

Tatilimiz çok güzeldi, süperdi. Karar verdim dönünce hep tatil modunda yaşayacağım :) Tatil için çalışanlardan değil, tatil için yaşanyanlardan olucağım, sürekli fiesta ohhhhhhhhh:) vur patlasın çal oynasın.

Neyse gidip gorduklerimi paylaşırım elbet ama daha önce demek istediğim şey'' Ali Gür Kuaför hakkında söylemek istediklerim var. Daha önce aranızda gideniniz varmı bilmem ancak tavsiye isterseniz lütfen gitmeyin. Bu kadar beceriksiz , saçma bir salon görmedim. Saclarımı bembeyaz yaptılar, denız, kum, güneş, sadır rengi oldu saçlarım, hee bir de resimini götürdüğüm halde sadece saçlarımın arkasını bir türlü bob tarzı kesemediler ve şimdi bazı yerlerınde kellik olabilecek kadar ustura izleri var. Verdiğim bütün para haram zıkkım olsun. Nefret ediyorum kendini bir pok zanneden insanlardan, bide diğer kuaförleri yerden yere vuruyor. Kulağınıza küpe olsun kesinlikle tavsiye etmiyorum.

Daha sonra görüşmek üzere sevgiyle kalın.