1 Mayıs 2011 Pazar

Ben gitmişmiydim ???

Tatilden döneli 3 haftadan fazla oldu sanırım .Tatilde hiç yazamadım. Tatilden sonra da yazamadım. Her dönüşten sonra bana bir kalll gelir, hiç bir şey yapmak istemem, kimseyi aramak istemem, öyle vakit geçiririm. Yine aynı duygularla donanmıştım. Bugüne kadar hiç bir şey yapmadım. Okadar yazacak şeyler var ki. Ama nerden başlayacağımı bile bilmiyorum. Okadar işim birikti ki Fransızca bile çalışmıyorum :(. Bir an önce kendimi toparlayıp postlarımı yazmak istiyorum.
Sevgilerle

16 Nisan 2011 Cumartesi

Cezayirde yolculuk macerası-2 (dönüş)

Dönüş en zoru ve en zahmetlisidir benim için. Herşeyi tekrar bırakıp gitmek.Kalmak istesede bir yanım, diğer yanım çoktan tutuşmuştur evine dönmek için.Ben düzenhastayım.Kendi yatağımı, kendi kaşığımı, halımı, tuvaletimi, herşeyimi özlerim. Tabi bir de Türkiye'de kurulu bir evimizin olmaması ve sürekli göçebe durumu beni tatilde huzursuz eden bir durum. Bir gün orada bir gün başka yerde yatmak. Sürekli farklı yerde kalmak. O sebeple her tatil bitişinde eve gidip şöyle koltuğuma bir uzanayım, yatağımda keyf-i alem yapayım diye düşünürüm ki yine bu seferde aynı oldu.

Dönüşte karşılaşabilinicek durumlar hakkında bilgi vermek amacıyla yazıyorum bu posttu.Türkiye-Cezayir yolcuğunda bagajlar için kilo sınırlaması var. Ekonomik uçuşlar için 30 kilocuk ve yanında 8 kilo el bagajın, bussines classlar içinse 40 kilo. O 10 kilo o kadar değerli ki anlatamam.30-40 kilo nedir yahuu.Ben her türlü gıdayı Türkiye'den getiriyorum. Nasıl olucak!  Giyemeyeceğimi bildiğim halde o yanıma aldıklarım kıyafetlerim,takılarım dönerken yeni cicişler ve gıda mlz birleşince inanılmaz oluyor. Ben hiç gelemedim şu memlekete az yükle. Bide şunu söylemeden geçemeyeceğim fazla bir kilo için sadece 7 eurocuk bayılmak gerekli. Ben hep fazla yük görütüp hemde para vermek istemiyorum :) Nasıl olur derseniz vallahi ayıptır söylemesi eşşek gibi taşıyorum. Göya el bagajı. Benim el bagajı sıfatıyla aldıklarım en az kargo için verdiklerimde aynı kilodadır. Bir seferinde tek başıma tamı tamına 90 kiloyla geldim bir kuruş ödemeden. Bunu Thy biri okumaz inşallah :)

Şimdi gelelim dönüş yoluna. Eğer yolcuysanız buralara havalimanına erken gitmenizi tavsiye ederim. Check-in yaptırmaya geldiğinizde şaşırmayın kalabalık için evet hepsi cezayir yolcusu. Bavul ticareti yüzünden inanılmaz kalabalık ve sıra olur.Yanınıza gelen olur size size bavul vermeye çalışanlar olur. Sakın almayın derim ben.Tabi bunlar sıra kavramını halen kavrayamadıkları için siz sıradayken bunlar sizi arkadan ittirirler sürekli. Annemler beni yolcu etmeye geldiklerinde arkamızadaki bavul ticareti yapan adamlar önümüzdekiler ilerlemeseler de bizi arkadan ittiriyorlar. Bir değil iki değil, hadi ben alıştım da kardeşim heyyyttt yeter be bune böyle ittiriyorsun diye başladı söylenmeye. Tabi cezayirli milletini ne bilsin. Karşısındakilerde başladı söylenmeye.Ama benim kardeşim susmadı karşısındakiler anlamasa da saydı da saydı Türkçe :)Huuuu siz kimin çöplüğünde ötüyorsunuz beee. Burası bizim memleketimiz yollarız vallahi saçlarınızı demeden görevli geldi bunları nasıl azarlıyor anlatamam. Bu kadar basit bir şey için görevlinin tavrı ve söyledikleri çok fazla olsada ''ohhh''dedim. İçimin yağları eridi azıcık ya azıcık insan gibi davranmayı öğrenin tamam bu sizin doğanıza aykırı emme ortama ayak uydur  ya da numara yap en azından. Görevliler bunlara pislik gibi davranıyor. Sadece bunlara değil sorunlu olan tümüne. Bıktırmışlar insanları canlarından normaldir diyiyorum. Başka hiç bir check-in noktasında göremezsiniz insanları sıraya sokmak için bulunan görevlileri.

Sıra geldikten sonra yükümüz fazlaysa biraz ayak yaparız. Ama baktık olmuyor ben yanıma alırım :) ama tek değilsem eşim yanımdaysa paşa paşa öderiz. :( Eğer oturumunuz yoksa pul almak zorundasınız. Pasaport işlemlerinden sonra bekleme salonu kalabalık, uçak alıma başladığı anda yine o kaos.İtişmeler, insan konservesi olma istekleri, insanların enselerinde nefesi hissettirecek kadar yakınlık. Tek gidişlerimde hep dua ederdim yanıma düşmez inşallah cezayirli diye. Herkesin eli kolu dolu olduğundan erken davranmak lazımki el bagajlarını koymak için yer olsun. Bazen inanılmaz ama yer olmuyor.

İndikten sonra havalimanına eskiden sıraya girmek için demir parmaklıklar yoktu şimdi allahtan var allahım nasıl bir görüntü anlatmam. Gümrükten geçmeden önce giriş kartını doldurma zorunluluğu var. Akıl edip önceden doldurursanız sıra kapmak için bir iki fazladan dknız olabilir.Yanyana 2 kişilik 3 adet gişe var. Eski versiyonda; sıra ilk önce  yanyana iki kişiliktir. Ama bunlardaki zihniyetle iki kişilik sıra olur sana 5 kişilik. Yine konserve durumları. Bide arkadan gelip önüne geçerler ya allahım diyorum sen bana sabır ver. Ulan biz eşşekmiyiz.!! Biz başka bir şey beklemiyoruz herhalde. Kimsede ses çıkartmaz. Beklerler mal mal. Ama şimdi modernliğin simgesi demir parmaklıklar sayesinde eski günlerden eser yok. Ben gişe sırasında girmek için demir parmaklıklar arasında ''S '' çizerken akıllı millet ya, hemen kaz yürüşü ile demirlerin altlarında geçerler. Sen gidene kadar gişenin önüne senden önce 10 kişi gelmiştir. Ve bekleme süreci. Eğer adamını tanıyorsan ve kişi başına 10.000 da veriyorsan bunların hiç birini yaşamadan uçaktan indiğin gibi pasaport işlemlerini bile yaptırmadan hoppp geçersin. Yoksa o sıranın gelmesi için bekle dur.

Sırayı geçtik ama daha valizler var. Valizlerin gelmesi 30 dk bulur genellikle.Şansımız yaver giderde erken gelirse ki daha başıma gelmedi erken çıkarbiliriz. Ama çıkarken hep elimde pasaportum olur. Çünkü Türk olduğumuz görünce sorgu sualsiz çıkabiliriz dışarıya.

Uçak yolculuklarından sonra kendimi o kadar pis yorgun hissediyorum ki anlatamam. Hep içim yanıyor, şişiyorum, bir sersem oluyorum.

Sevgilerle.

20 Mart 2011 Pazar

Son iki gün

Üzerinde ilginç bir tuhaflık var ki anlatamam.Ben 22'de Türkiye'ye gidiyorum ama eskiden olduğu gibi götüreceklerimi düşünmedim, sevincim tavan yapmadı, gitmekle gitmemek arasında ince çizgideyim. Tabiki gidiceğimde böyle olmam garip.

Bir kaç gündür düşünmeye çalışıyorum ne yaparım, nereye giderim diye. Ben her tatillerimde liste yaptım, şunu yiyeceğim, şuraya gideceğim, ama hiç birisini gerçekleştirememin verdiği o negatiflik belkide beni bu sefer yine aynısı olucağını düşünmeme sebep ve sevincime engel.

1- Hergün yogaya gideceğim. Academi Yoga 'nın bakirköy şubesiyle görüştüm bile :)
2- Buz patenine gideceğim buda hergün. Yedikule surlarının oraya kocaman buz pateni pisti açılmış. Bıktım rollerbladimle düz kaymaktan azıcık affffilliii şeyler yapmak istiyorum :)
3-Sirkeci , cuma  ve cumartesi pazarı, çukurcuma, galata, H&M, istinye park, sarıyer sahilinde koşu, bol bol yürüyüş,
4- Eren holding'in nasıl oluyorsa hiç kaçırmıyorum seri sonunu, yine denk geldi :)
5-İnci pastanesi
6-sultanahmet cami, yerebatan sarnıcı, fransız sokağı,
7- falcı :)
 aklıma ilk gelenler bunlar. Bu sefer hayallerimi gerçekleştirme imkanı bulabilirim inşallah ...


Sevgilerle

8 Mart 2011 Salı

Cezayirde yolculuk macerası-1

Daha öncede dediğim gibi bu ayın ortalarına doğru geleceğiz tatil için. Ama size buradaki yolculuk serüvenini buraya gelmek isteyelere bilgi amaçlı olması adına anlatmaya karar verdim.

Bu anlatacaklarım Cezayirden- Türkiye seferi ile ilgili. Aslında burada sorun yok. Asıl olan buraya gelmek ama onu hemen anlatmayacağım.

Türkiye'ye gidiş iki yolla.Biri THY diğeri Air Algerie bir alternatif daha vardı aslında ama şu an için uygulandığını zannetmiyorum. Tunus'a gidip oradan Türkiyeye geçiş.Bu yolun seçilmesindeki sebep biletlerin U.S.A bilet fiyatlarıyla aynı olmasından kaynaklanmaktadır.

Havaalanına uzaklığımız ortalama 90-100km eğer trafik olmazsa 45dk trafik varsa 3 saat :) Sağsalim ulaştıktan sonra havaalanına check-in için fazla sıra beklemeden hemen yaptırabiliyoruz. Kahve içebileceğimiz yerler mevcut hatta restaurant bile var ama açık yakalamamız lazım :).Pasaport onaylatma sırasına girmeden önce çıkış kağıdını doldurmak gerekmektedir.Eskiden pasaport onaylattırmak için sıraya girmek bir çileydi benim için. Şimdide sıraya giriyoruz ancak demir şeritler olduğundan aradan kaynamalar, insanlarla sırt sırtta bir sıra olmuyor.Modernleşiyorlar mı ne? Bu sıraya girmeden önce seçeğiniz memur çok önemli. Eğer yavaş birisine rastlarsanız vay halinize. 2 dk iş olur sana 10 dk. Eeee bide geyik muhabbetlerini katarsak 15 dk. Burayı da geçtikten sonra bir x-ray den geçiş buradan sonrada ufak bir masanın önündeki adama uğrayacağız. Niyemi tekrar pasaporta bakacak, yanımızda para olup olmadığını soracak. Kardeşim ben x-ray cihazından geçtim içimdeki herşeyi gösteriyor.Eğer adam gevezeyse  para ister, Türkiyeye gittiyse anılarını anlatır, parfüm ister, sigara ister. Bunu da geçtikten sonra en tehlikeli en uyanık olma seviyesine geçeriz. Uçağın hangi kapıda olduğuna bakıp aldanmayacaksın, burası cezayir herşey değişir. Biraz Free shop geyiklerinde sonra oturup biraz soluklanıyoruz.Ama gözlerimiz hep uçakta. Ben sınavım dolasıyla 3 ayda bir gidip geldim bu seyahatlerim boyunca o uçak bir kere zamanında kalkmadı.Retard retard. 01:40 kalkması gereken uçak 3:00-3:30 gibi kalkar. Eğer uçak zamanında giriş kapısında gözükmüyorsa anlamalıyızkı uçak başka yerde. Şimdi uçağın hangi kapıda olduğu sorsakta cevap olmaz. Kimse bilmez çünkü. :) Ben bir yolcuğumda sanırım ilk defa tek başıma gidişimdi. Nasıl stresliyim. Kapının önünde bekliyorum. Tabelaya bakıyorum 19 nolu kapı diyor. Ama kimse yok. Yahu vakitte geçti. Millet bi o yana bir bu yana. Baktım bir çinli hehh dedim kesin bu Türkiyeye gidiyor hemen gidip yanına kardeş nereye gidiyon deyince oda benim gibi kapı arıyormuş sonra araştırmalarımızın sonunda taaa en sondaki kapıya verildiğini öğrendik. Ama bunu bildiren ne bir anons ne bir uyarı yok.Malum burası Cezayir.

Kapıyı da bulduktan sonra yine bir sıra ve pasaport kontrolü. Artık uçağa binmemize bir adım kaldı.Eğer hacı sezonundaysan kesinlikle business class bileti öneririm. Eskiden uçaklarda çinliler acayip olurdu. Allahım yolculuk sırasında geğirmeler, burun karıştırmalar, ayakkabı çıkarıp koltuğa dayanamalar.Neyse. Uçağa geçtikten sonra bide yer meselesi kalır. Buranın otobüs olmadığını, herkesin bir yeri olduğunu anlayamıyorlar bence anlamaları gerçekten güç. Yerini de bulduktan sonra allah yolumuzu açık etsin. Gitmeye hazırız.Ama şu cep tlf kapatın beee.Yani ben etkisini bilemiyorum ama korkuyor insan.Bir keresinde oturdum yerime tlf çıkartım kapatmak için o anda çaldı aman allahım görevli hosteslerden biri bir çemkirdi bana ben allta kalırmıyım dedim bunlara kapatıramıyorsun sinirini benden mi çıkarıyorsun.Anlamıyorlar.Anonslar hem İngilizce, hem Fransızca hemde Arapça ama adam kapatmıyor. Hani senin hayattan beklentin olmaya bilir güzel kardeşim ama ben daha gencim senin gibi biri yüzünden olmasın bee.

Havadayken çoğu içer. Wc kullanmayı pek bilmezler. Arada bir gözgeze gelirsin hala sakın öküzün trene baktığı gibi bakar. İnişe geçtiğimizde hele indiğimizde daha uçak yerine varmadan herkes ayakta.Hemen el bagajlarını alırlar. Aman en dikkatli olunması gereken yer. DİKKAT, KAFANIZA BAGAJ DÜŞEBİLİR, YADA ADAM KUCAĞINIZA DÜŞEBİLİR. Tecrübe ettim doğrudur.Bir ileri iki geri sallansalarda oturmazlar, öyle beklerler ayakta inmek için. Tabi biz herkes indikten sonra inmeyi tercih ediyoruz. Hayırlı uğurlu olsun Medeniyete geldik :)

Sevgilerle

Güneşli, Sancılı, Bekleyiş dolu...

Çok uzundur yazamıyorum. Blogların kapanmasıyla ilgili olmasada yazamdım. İnternet problemleri yaşıyorduk. Kesmişler kabloları, ne tlf ne internet.Dün ve bugün hava inanılmaz güzel sanki yaz.Ama o kadar karnım ağrıyorki umurumda bilr değil. Şu an nefes aldığıma bile sinirleniyorum.

Buralarda sular şimdilik durgun. Ancak Tizi ouzou'da hergün eylem ve grev var. Sebebini açıklıyorum : şimdi zamanında buradaki kişilere devlet ev, araba, iş , para vermiş sanırım 2000 yıllarda hani teröristleri dağlardan indirmek için. Şimdi gençlerde bizde isteriz diyor. Dükkan istiyorlar devletten. Yollar kapalı, ana yolun ortasında lastikler yakılıyor. Benim elime verecekler şunları varya bu sinirimle..........

Ulan bizim ülkemizde benzin olmuş 4,08 tl,et desen yenilecek durumda değil, doğal gazı, osu posu, ekmek 1 tl bizim insanlarımızın oturması, bunların ota poka grev yapmasına Tilt oluyorum. Tamam burada iş yok, sanayi yok, ama insan ekmeğini taştan çıkarmayı bilecek, armut piş ağızıma düşşş. Neyse ben kursa başladım hatta ikince dersime de gittim şükür yarrabim. Ama bu seferde grev var tizi de yollar kapalı ama durmadım gittim. Allahım her yer insan bir okadar da araba. Neeyse kuytu köşe derken ana yola tam çıkıyorduk ki ana yola çıkışı kesmişler. Olmaz geçemezsiniz diyorlar. Toplanmış 4-5 genç kendinin ne yaptığını bilmez, asalak insan, arabanın önünde durdu. Beni görünce biraz ıgg mıggg ettiler sonra saldılar ama baragı açarkende para istiyorlar.Para verirsen geçiririz sizi diyorlar.Orada içimdeki şeytan ortaya çıkmak çok istedi ama işte olmuyor. Şimdi bu modern Eşkiyalık değilde ne. Madem bir amaç uğruna bir halt yapıyorsun, edebiyle yap.

Beni sardı bir heyecan. İnşallah tatile çıkacağızzzz.Aman allahım resmen gün sayıyorum.Bir rahat nefes almak istiyorum. Ciğerlerimi özgürlükle doldurmak istiyorum. Yürümek bütün gün yürümek, koşmak istiyorum. Ayın 21 de geliceğiz bir sorun olmazsa.Çok çok sevinçliyim.

Bugün malum Kadınlar günü. Buna dair tek dileğim'' şu erkeklerin bir günlüğüne de olsa regl dönemlerimizde, hani o sinir stresten yanıp tutuştuğumuz, dengemizin dengesiz olduğu, ağrıdan geberdiğimiz o mükemmel günlerden en acılısında ruhlarımızın yer değiştirmesi''.Belki ondan sonra biraz da olsa bizi anlamaya çalışırlar.

Sevgilerle.....

27 Şubat 2011 Pazar

Thenia- Tizi ouzou Projesinin Naciria Tüneli Açılışı.

Daha dün gibiydi Tizi ouzou'da otururken bu proje ne zaman başlayacak, nasıl olacak diye sürekli konuşup dururduk. Hayırlısıyla bugün 1502 mt olan doğu-batı portallerini birleşti ve Thenia -T.O projesinin Naciria bölümünün kazı işlemleri sona erdi.2009 Temmuz da başladık,şantiyeye Eylül - Ekim gibi ofislerimize yerleştik  diye hatılıyorum. Daha dün gibi.Zaman okadar hızlı geçiyor ki bazen ayak uyduramıyorum.Daha önce daha önce hiç yaşamadığım duyguları yaşadım. Çok güzel çok değişik duygulardı, insan hem kendi adına hemde ülkesi adına çok gururlanıyor.Kocaman bir tünel herkesin eğemeğiyle oluşmuş, herkesin o yada bu şekilde emeği olan yapıt. Daha önce hiç bu gözle bakmamıştım bir yapıya.Bugün burada bulunduğum için kendimi çok şanslı buluyorum. Saat 10 gibi sahaya indik ve  kalabalık toplanmaya başlamıştı, cezayir ofisten ve diğer şantiyelerden  yetkililer geldi. Özgün Construction'un sevincini paylaşmak için herkes oradaydı. O sırada birden davul zurna çalmaya başladı, hemen cezayirli çalışan erkekler birden oynamaya başladı. Ama nasıl oynama, yani kıvırıyorlar, hemde baya baya kıvırıyorlar. Videolarını yükleyeceğim bakalım siz nasıl bulucaksınız. Çok güzeldi. Anlatılacak fazla bir şey yok. Anesrif müdürünün gelmesini beklerken sürekli dans edildi, resim çekildi. Monsieur Yasınin gelmesiyle bizde birleştirmenin yapılacağı yere yürümeye başladık. Yani tünelde çalışanlara allah yardım etsin. Gerçekten zor.Ben yarın saat durdum sanki 5 saat koşmuşum gibi yoruldum.Zor zor gerçekten zor. Makinenin çalışmasıyla iki aynayı birleştirdik çok çok güzeldi.  Neyse ben size resimleri ve videoları göstereyim. Anlatıcak kelimem yok. Ben her uçağa bindiğimde hayranlık duyarım, halen inanmıyorum onun bir kuş misali uçmasına, hep bir hayranlık yaratır bende, işte bu günde aynı duyguları yaşadım. 2 aydır çektiğimiz sıkıntılar kuş oldular uçtular.







Bu resimlerde Enis ve Cezayirli çalışanın elele dansı herşeyi anlatıyor. Daha geçen gün 10 güne yakın grev yapan çalışanlar bugün ise tüm içtenlikleriyle eğlendiler. Bende Cezayirli iş arkadaşlarımla bir hatıra resmini kaçırmadım. Baktıkça bugünleri hatırlarım.





Sevgili Yasin beyin konuşma anı, konuşma sözlerinde Özgün Con.'a  hiç bir teşekkür veya buna benzer bir kelimenin geçmemesi çok enteresan gelmedi değil.


Ve hatıra resmi. :)

14 Şubat 2011 Pazartesi

Grev, Kandil, Sevgililer günü üçlemesi.

İlk önce herkesin kandilini en içten dileklerimle kutlar, Mevlid Kandilimizin hayırlara vesile olmasını dilerim. Bugün birçok dua etmeyi düşünüyorum. Tabi aralarda saçma sapan şeyler içinde dualarım mevcut :) Ama en önemli isteğim şu an için bu ülkede Mısır, Tunus gibi olayların yaşanmaması ve artık açık cezaevindeki yaşamamızda kurtulmamız.

Bugün ayrıca sevgililer günü.Burada yapabileceğimiz hiç bir sey yok.Aslında bu akşam için çıkabilirsek dışarıda yemek yeriz diye düşünmüştük ki......burada kaldı düşüncemiz. Evet işçilerimizin grevi yüzünden 3 gündür şantiyede hayat durmuş durumda. Biz ülkede yürüyüş olucak filan derken bizim işçiler grev yaptı.Kapattılar yolları, ne yerli çalışanlar girebiliyor şantiyeye, ne de Türk personel çıkabiliyor dışarıya. Amaç hep aynı. Zam zam. Yahu senin kendi devletin sana bakmıyor, sen çalıştığına şükür etmiyorsun da yolumuza taş koyuyorsun. Akıl almıyor. Bunlar ota poka grev yapıyorlar. Örnek mesela, tünel bitiyormuş, iş bitiyor diye bunlar grev yaptılar. Nasıl yani !!! Şimdi iş bitince bunlar normal olarak işten çıkıcaklar. Yahu sizi nufüsumuza almadık çalışmaya aldık. Biz bile iş bitince gidicez, ne yapalım tünel bitti ama halen sizi çalıştıralım mesela, aylıklarınızı yatıralım, ssknızı ödeyelim nasıl olur.Başka emriniz. Şunu da anlamış değilim şimdi biz karar yüzünden yani güvenlik yüzünden şantiyede kalıyoruz. Ama Portekizli ortakların aileleri Tizi de cirit atıyorlar.Onların karısı, çocukları var. Bu adamlar şantiyenin önünde grevdeler, hayat akışını kesiyorlar, işi aksatıyorlar, onu geçtim sendika başkanları burada çalışan üst pozisyondakilerin işlerine son verilmesini istemeye kadar cüret edebiliyorlarken bizi burada tutan yetkililer nerede bilinmiyor. O kadar bizi düşünen yetkili bu konulara eğilmiyor, ne polis ne jandarma kimse topluluğu dağıtamıyor.Bu tutarsızlık insanı felç ediyor. Ben bu konuya nasıl geldim anlamdım, sevgililer gününden bahsediyordum.:)

Bir aralar cool takılır'' sevgililer günü ne ayol ''triplerine yatardım. Niye yaparmışım şimdi hatırlamıyorum yada şimdi niye sevgileler gününü önemser gibi oldum onu da düşünmedim açıkçası.Bu satıları yazarken sanırım buldum. İnsan evlendikten sonra herşey rutinleşiyor, daha önce zaten sevgileler gününde sevgilin varsa sana hediye alıcağını biliyorsun.Ama evlilik durumunda olay farklı, artık sen sevgili değilsin ki. Niye sana hediye alsın, yemeğe götürsün.Bu düşünce erkek düşüncesi. Kadınlar tarafından bakınca'' yahu zaten normal şartlarda yemeğe gitmiyoruz, incelik yapıp çiçek almıyorsun, hediye desen zorla evlilik yıldönümüzde - o da olursa- o yüzden fırsatları değerlendirmeliyiz. Ayrıca biz evliyiz diye sevgili değilmiyiz. Asıl biz sevgiliyiz huuuu huuuuu. Senin karnını doyuran, çamaşırlarını yıkayan, ütü yapan, sevkat , sevgi gösteren, hem sevgilin, hem aşçın, temizlikçin, hayat arkadaşın. Burada bu konuyu bitirken günün sözünü söylemek istiyorum.İster bekar ol ister evli, unutma gelirken alman gerekeni, gelme eve elin boşsa, yoksa yatarsın bir kuru sofa'da :)

Cezayirde beklene yürüyüşle ilgili herhangi bir gazete okumadığımda size de bilgi veremiyorum.En kısa zamanda öğrenirsem yazarım.Ama duyumlarıma göre Tizi de ve Naciria da bir şeyler olucakmış.????

Mutlu, mesut, bol hediyeli sevgililer günü, ve bol hayırlı, dualı kandiller diliyorum.

Sevgilerle.